user preferences

New Events

Rusya / Ukrayna / Beyaz Rusya

no event posted in the last week

Devrimin Savunulması Sorunu Üstüne

category rusya / ukrayna / beyaz rusya | anarşizmin tarihi | opinion/analysis author Wednesday September 10, 2008 03:10author by Nestor Mahnoauthor email liberterceviri at gmail dot com Report this post to the editors

Delo Truda N°25, Haziran 1927, s. 13-14.
[Liberter Çeviri Kolektifi #10 liberterceviri-et-gmail-nokta-com]
"Makhnovstchina" by Flavio Constantini
"Makhnovstchina" by Flavio Constantini

Yurtdışındaki Rus Anarşistleri Grubu tarafından yayımlanan Anarşistler Genel Birliği’nin Örgütsel Platformu (Taslak) üstüne pek çok ülkedeki yoldaşlarımız arasında bir tartışma başladı. Bu bağlamda bazı yoldaşlarımız benden özellikle devimin savunulması konusunda bir ya da iki makale yazmamı rica ettiler.

Bu ciddi sorunla olabildiğince özenli bir şekilde ilgilenmeye çalışacağım, fakat bundan önce yoldaşları devrimin savunulması hakkındaki bölümün Platform’un temel konusu olmadığını söyleyerek uyarmalıyım. Ve bu konu temel olmadığı için de bunu pek çok yoldaşımızın istediği kadar geniş şekilde inceleyecek zamanı ve enerjiyi ayırma gerekliliğini ve dürtüsünü hissetmiyorum.

Benim için kişisel olarak (ve her ciddi, dürüst yoldaş için de) önemli olan Platform’un temel meselesidir. Eksik olan şeyler eklenmelidir ve ortaya çıkan çalışma temelinde bir yeniden toparlanma gerçekleştirmeli, kuvvetlerimizin daha büyük bir örgütlenmesini yaratmalıyız. Yoksa hareketimiz, saflarımıza dadanan fırsatçılarla liberallerin ya da sürekli gevezelik eden, fakat hareketimizin büyük amaçlarına ulaşma temelinde mücadele etme yeteneğinden uzak olan düpedüz spekülasyoncular ve her türden siyasal maceracıların etkileri altında sonsuza kadar ve sonuncu kez yenilmeye mahkûm olacaktır. Ancak hareketimize içten inananları ve devrimle mümkün olabilecek en geniş özgürlüğe ulaşmayı isteyenleri yanımıza çekmeyi başarırsak bu amaçlara erişebiliriz. Bu yeni toplumda, yeni adalette, yeni düzende her birey en sonunda kendi yaratıcı dürtülerini kendisinin ve eşitlerinin yararına kullanabilecektir.

Devrimin savunulması konusunda Ukraynadaki devrim yıllarında Ukraynalı emekçilerin devrimci hareketinin çalkantılı, fakat belirleyici mücadelesinde elde ettiğim deneyime dayanacağım. Bu deneyimler beni birincil olarak devrimin savunulmasının devrimin karşı-devrime karşı saldırısıyla doğrudan bağlantılı olduğu konusunda ikna etti. İkinci olarak devrimin savunma güçlerinin büyümesi ve gelişimi her zaman karşı-devrimcilerin direnişiyle koşullandırılmıştır. Ve üçüncü olarak saydıklarımdan ortaya çıkan; çoğu durumda devrimci eylemlerin büyük bir cephe boyunca konvansiyonel karşı-devrimci ordularla çarpışan silahlı devrimci kıtaların benimsediği siyasal içerik, yapı ve örgütsel yöntemlere sıkıca bağlı olduğudur.

Karşı-devrime karşı kavgasında Rus Devrimi en başta Bolşeviklerin liderliğinde Kızıl Muhafız kıtaları kurarak işe başladı. Kızıl Muhafızların özellikle Alman, Avusturyalı ve Macar sefer kuvvetlerinden oluşan örgütlü karşı-devrimin baskılarına karşı koymakta başarısız olduğu kısa sürede anlaşıldı. Bunun nedeni çoğu zaman hiçbir bütüncül operasyonel hatta bağlı olmadan hareket etmeleriydi. Bolşevikler bu yüzden 1918 baharında Kızıl Ordu’nun örgütlenmesine giriştiler.

Bu sırada biz Ukrayna’nın emekçilerinden oluşan özgür tümenler’in kurulması çağrısında bulunmuştuk. Siyasal veya sosyal hiçbir güvenlik araştırması olmadan silahını kapıp savaşmaya gelen her gönüllüye açık olduğu için özgür tümenler’in her tür iç provokasyona karşı hayatta kalmakta zayıf oldukları 1918 baharında hemen ortaya çıktı. Bu yüzden bu örgütlenme tarafından oluşturulan silahlı birimler haince karşı-devrimcilere teslim edildi. Ve bu da onların Alman, Avusturyalı ve Macar karşı-devrimine karşı mücadelede umulan tarihsel rollerini oynamalarını engelledi.

Bununla birlikte devrimin savunulması için oluşturulmuş doğrudan devrimci savaş birlikleri olarak tanımlanabilecek özgür tümenler’in örgütlenmesindeki bu ilk engeli takiben kafalarımızı kaybetmedik. Özgür tümenler’in örgütlenmesi, biçimi korunarak gözden geçirildi. Tümenler, görevi düşman hatlarının çok gerisinde işlemek olan piyade ve süvarilerden oluşan karışık tipte hafif partizan kıtalarıyla veya destek kuvvetleriyle birleştirildi. Ve şunu tekrar etmeliyim ki bunlar kendilerini Alman, Avusturyalı ve Macar sefer kuvvetlerine ve 1918 yazı ve sonbaharında Hetman Skoropadsky’nin çetelerine karşı kanıtladılar.

Devrimin savunulmasını bu biçimde örgütlemeye sıkıca sarılarak devrimci Ukrayna emekçileri Avusturya-Alman Junkerlerinin [aristokratlarının] pençelerinden kendilerini kurtarabildiler ve devrimi savunmakla kalmayarak Alman-Macar ordularını, Petlyura ve Viniçenko önderliğindeki Ukrayna yönetiminin ve Kaledin ve Denikin gibi generallerin kuvvetlerini yenerek ilerlediler. [Not: Bu dönemde Bolşeviklerin Ukrayna’da kuvvetleri yoktu. Bolşevik kuvvetler Ukrayna’ya daha sonra geldiler ve karşı-devrime karşı bize paralel bir cephe kurdular. Özerk olarak ve onların devlet denetimli reçetelerine uymadan örgütlenen devrimci emekçilerle birleşme görünümü altında aslında işçilerin parçalanması ve dağıtılmasıyla uğraştılar. Bunun için tam da biz tüm cephe boyunca bir taarruza girişecekken ve savaşın sonucu toplarımızın ve makineli tüfeklerimizin gücüne dayanırken fişek ve top mermisi ikmalini sabote etmek gibi yöntemler kullandılar.]

Fakat karşı-devrim ülke içersinde yayılırken diğer devletlerden yardım aldı. Bu devletlerden gelen yardım sadece silah ve cephane değil, aynı zamanda askeri birlikler biçimdeydi. Buna rağmen bizim devrim savunma örgütümüzün de büyüklüğü arttı ve ortaya çıkan gereklilikler karşısında yeni bir biçim ve daha uygun savaş yöntemleri benimsedi.

Bilindiği gibi bu dönemdeki en güçlü karşı-devrimci cephe Denikin’inkiydi. Bununla birlikte devrimci isyan hareketi 5-6 ay boyunca Denikin’e karşı kendisini korudu. Denikinci komutanların en iyilerinin bazıları, hala hiçbir destek bulamamış ve sadece düşmandan ele geçirdikleri silahla donanmış olan bizim örgütlü devrimci güçlerimizce yenilgiye uğratıldılar. Bizim örgütlenmemizin buna büyük bir katkısı oldu: Savaş birimlerinin iç özerkliğini çiğnemeden onların ortak bir operasyonel kadronun eşgüdümünde alaylar ve tugaylar şeklinde yeniden örgütlenmesi sağlandı.

Genel bir operasyonel kadronun oluşması, ancak hem cephede hem de cephe gerisinde mücadele eden ve birleşik bir komutaya ihtiyaç duyan devrimci emekçi kitlelerinin takdiri ile mümkün olabildi. Bu işçiler, bizim anarko-komünist köylü grubumuzun etkisiyle, yeni toplumun inşasında ve onun savunulması yükümlülüğünde herkesin eşit haklara sahip olduğunu gördüler. Karşı-devrimci Denikinci cephe devrimci işçilerce canlı bir ilgiyle gözlenen devrimin hayatını ve onun temelindeki devlet karşıtı fikirlerimizi tehdit ediyordu. Bu sırada işçiler bizim devrimin savunulmasına dair örgütsel kavrayışımız etrafında bir araya geldiler, onu sahiplendiler ve isyan ordusuna yaralananların ve bitkin düşenlerin yerlerini alacak düzenli bir zinde savaşçı akımı sağladılar.

Mücadelenin pratik gereksinimlerinde ortaya çıkan bu olgu, bizim devrimi savunma hareketimizi tüm faal savaşçı birimleri denetleyecek operasyonel ve örgütsel bir kadro oluşturmaya itti.

Devrimci kitlelerin saflarında faaliyet yürüten devrimci anarşistlerin karşı-devrimin güçlerine karşı devrimin silahlı güçlerini stratejik olarak yönlendirecek bu tür bir operasyonel bileşik komuta kadrosu ihtiyacına karşı çıkması fikrine bu pratik deneyim yüzünden katılmıyorum. Kendisini işçilerin devriminin ortasında ve Ukrayna’daki İç Savaş koşullarında bulan her devrimci anarşistin bizimle aynı askeri-devrimci yöntemleri kullanmak durumunda kalacağına ikna olmuş durumdayız. Fakat gelecekteki bir toplumsal devrim sırasında karşı-devrimin silahlı cepheleri olmasına rağmen yukarıda değindiğimiz örgütsel ilkeleri reddeden anarşistler varsa, bunlar harekete ancak sözde dâhil olacaklardır ve gerçekte onun dışında kalacaklar, ona zarar vereceklerdir.

Devrimi savunulması sorununu çözerken anarşistler anarko-komünizmin toplumsal karakterince yönlendirilmelidirler. Eğer hareketimiz devrimci bir toplumsal hareket ise, onun örgütlenme ihtiyacını karşılamalıdır. Ona layık toplumsal eylem yöntemleriyle ve toplumsal kurumlarla donatılmalıdır. Sonrasında kendimizi tüm kalbimizle pratik hayata ve emekçi kitlelerin mücadelesine vermeliyiz.

Diğer türlü, eğer bu hareket rüyacıların bir ütopyasıysa, devrimci emekçilerin ve özellikle de bizi anlamayan ve devletçi sosyalistleri takip edenlerin önünü tıkamamalıyız. Söylemeye gerek yoktur ki anarşizm, devrimci bir toplumsal harekettir ve bu yüzden de anarşistlerin politik örgütünün safındayım ve her zaman olacağım. Devrim zamanı geldiğinde tümenleri, alayları, tugayları ve bölükleri zorunlu olarak düzenli bir orduda birleşik bir bölgesel komuta altında birleştirmeliyiz. Gözetmen örgütsel kadrolar biçimdeki bu komuta, mücadelenin gereksinimlerine ve koşullarına uygun olarak federatif bir operasyonel plan çıkartacak, bölgesel orduların eylemlerini koordine edecek ve bu sayede de silahlı karşı-devrimle tüm cephelerdeki savaşta başarılı bir sonucun elde edilmesini sağlayacaktır.

Devrimin silahlı karşı-devrime karşı savunulması sorunu kolay bir mesele değildir. Silahlı devrimci kitlelerden büyük bir örgütsel bağlılık gerektirebilir. Devrimci anarşistler bunun farkına varmalı ve bunun gerçekleştirilmesinde onlara yardımcı olmalıdır.

İngilizce Orijinali:

Related Link: http://www.nestormakhno.info/english/defence.htm
This page can be viewed in
English Italiano Deutsch
Neste 8 de Março, levantamos mais uma vez a nossa voz e os nossos punhos pela vida das mulheres!
© 2005-2020 Anarkismo.net. Unless otherwise stated by the author, all content is free for non-commercial reuse, reprint, and rebroadcast, on the net and elsewhere. Opinions are those of the contributors and are not necessarily endorsed by Anarkismo.net. [ Disclaimer | Privacy ]