user preferences

New Events

Mashriq / Arabia / Iraq

no event posted in the last week

Rojava: Anarkosendikalist Bakış Açısına Cevap

category mashriq / arabia / iraq | the left | opinion/analysis author Tuesday November 04, 2014 06:49author by Hüseyin Civan Report this post to the editors

Toplumsal devrimlerin etkisi sadece, devrimin gerçekleştiği coğrafyada siyasi ve ekonomik iktidarlara karşı verdikleri mücadelenin etkisi ile sınırlı değildir. Farklı coğrafyalarda oluşturdukları etkiyi, bu etkiyle beraber düşünsel ve pratik değişimlerde görmek açısından önem taşımaktadır. Kobanê Direnişi ile yaygın bir şekilde konuşulmaya, tartışılmaya başlanan Rojava Devrimi bu etkinin ne olduğunun görülmesi açısından şimdi giderek daha önem kazanıyor.
pkk_offensive_mosulc.jpg


Rojava: Anarkosendikalist Bakış Açısına Cevap

Toplumsal devrimlerin etkisi sadece, devrimin gerçekleştiği coğrafyada siyasi ve ekonomik iktidarlara karşı verdikleri mücadelenin etkisi ile sınırlı değildir. Farklı coğrafyalarda oluşturdukları etkiyi, bu etkiyle beraber düşünsel ve pratik değişimlerde görmek açısından önem taşımaktadır. Kobanê Direnişi ile yaygın bir şekilde konuşulmaya, tartışılmaya başlanan Rojava Devrimi bu etkinin ne olduğunun görülmesi açısından şimdi giderek daha önem kazanıyor.

Devletin ve kapitalizmin Rojava’da yaşananlar karşısında aldığı tutum ve saldırı bu noktada beklenilir bir durumdur. Ancak bizim aynı zamanda yüzümüzü toplumsal muhalafetteki iç tartışmalara dönmemiz gerekiyor. Keza, burada yapılan tartışmaların Rojava’nın etkisinin ne olduğunu anlamak açısından önemli bir uğrak olduğunu vugulamak gerekiyor.

Sürecin başından bu yana, anarşist yoldaşların Rojava’yı anlamaya, direnişi sahiplenmeye yönelik tutumları uzun süreden bu yana, bu denli örgütlü bir şekilde görmeye alışık olmadığımız uluslararası dayanışmayı hatırlamak açısından önemliydi. Dayanışmanın en büyük silahımız olduğunu bir kez daha deneyimledik.

Anarşistler arasında oluşan bu dayanışma durumunun, Kobanê’deki direnişi özellikle tüm dünyadaki anarşistler arasında bu denli gündem etmesi kaçınılmazdı.

Farklı anarşist sitelerde yayınlanan Rojava: anarko-sendikalist bir bakış açısı yazısı da, yükselen bu gündemin yansımalarından biridir. Yazıya konu edilen bu değerlendirmenin, yazının artısını-eksisini gözler önüne serip basit bir değerlendirme yapmak yerine, özellikle Rojava Devrimi ve Kobanê Direnişi hakkında yanlış ve eksik bilgilendirmeye yönelik bir kaygıyı da barındırmaktadır.

Farklı coğrafyalardaki anarşist örgütlenmelerin farklı bakış açılarıyla geliştirebilecekleri yorumların olabileceğini göz önünde tutup; yazıya yönelik eleştiriyi, Kürt özgürlük mücadelesinin ve Rojava Devrimi’nin eksik değerlendirilmesine koydum. Savaş koşullarında varlık mücadelesi veren bir halkın mücadesine yönelik politik eleştiriler bu durumdan bağımsız yapılamaz. Hele hele bu eleştiriler, belli bir önyargıyla yapılıp; kesin genellemelerle şekillendiriliyorsa. Ve tabi ki, büyük bir halk hareketi indirgemeci bir tavırla ele alınyorsa…

*******



Öncelikle şunu belirtmek gerekiyor; Rojava Devrimi ve Kobanê Direnişi’yle bir dayanışma ilişkisi kurmak “anarko-sendikalist bakış açısı”na sahip yoldaşların vurguladığı gibi duygusal bir ilişki değildir. Çünkü anarşist örgütlenmeler dayanışma ilişkilerini “sempati”ye dayandırmazlar. Bu ilişkiler yoğunluklu olarak politik bir perspektif ve bu doğrultuda gerçekleştirilmek için planlanan stratejiler doğrultusunda geliştirilir. Dolayısıyla dayanışma ve mücadeleyi sahiplenme objektiflikten uzak değildir.

Yazının farklı yerlerinde PKK’ye yönelik eleştirilerin temel dayanağı, partinin geçmiş siyasal geleneği ile ilişkilendirilmeye çalışılırken, “özgür belediyecilik”in iyi uygulanamaması, siyasal değişimin tam gerçekleşmemiş olması ve özünde milliyetçi olması gibi eleştirilerle Kürt Hareketi’nin şu an bulunduğu konuma ve perspektife yönelik bir önyargı yaratılmaya çalışılıyor. Bütün bunlar yapılırken, bilinçli ya da bilinçsiz bir şekilde eksik bilgilendirmeyle bu önyargı temellendirilmeye çalışılıyor. Kimsenin Kürt Özgürlük Hareketi’nin anarşist bir hareket olduğu yönünde bir iddiası yoktur. Dolayısıyla eksik ya da yanlış uygulandığı iddia edilen pratiklerin değerlendirilmesinin buna göre yapılması önemlidir. Öte yandan bir halk hareketinin “devlet ve kapitalizm eleştirisi”ni bu kadar önemsiyor olması, anarşistler açısından görmezden gelinemez. Bu mesele sadece Bookchinci “özgür belediyecilik”le ilişkilendirilemez. Hareket anarşizmle teorik anlamda kurduğu ilişkide, Bakunin’den Kropotkin’e farklı birçok yoldaşı referans olarak vermiş, devlet sorunsalına oldukça geniş bir perspektiften yorum geliştirebilmiştir. Öte yandan, bu düşünce pratiğe dökülürken de oldukça özgürlükçü ve merkezi olmayan bir şekilde işlerliğe geçmiştir. Bu kısmın önemli olduğu kanaatindeyim. Bu bilgi, makaleler ya da kitaplardan yapılan alıntılardan ziyade, aynı mücadele alanını paylaşan politik örgütlenmelerin birbirini gözlemlemesine dayanan bir bilgidir.

Rojava’da oluşan durum, ne Esad’ın bölgeyi bırakmasıyla; ne de küresel güçlerle yapıldığı iddia edilen anlaşmalarla oluşmuştur. Rojava’da iki buçuk yıl öncesinde gerçekleşen büyük dönüşüm, siyasal hareketliliğin Ortadoğu’yu iki zıt kutuptan (cuntacı sekülerler-muhafazakar demokratlar) birinin iktidarını seçmeye zorladığı bir konjonktürde gerçekleşmiştir. Rojava ortadoğu cofrafyasındaki “baharların” kışa döndüğü bir dönemde, halkın bu iki kutuba sığmayıp kendi çözümünü yaratmasıdır.

Rojava’da yaşam yeniden yapılandırılırken, yaratılmaya çalışılan toplumsal mekanizmaların merkeziyetçi olmayan yapısı, devletsizliğe yapılan ısrarlı vurgu, üretim-tüketim-dağıtım ilişkilerinin kapitalizmden olabildiğince uzak bir şekilde örgütleniyor oluşu, öz-örgütlenmenin toplumsal işleyişin sürdürülmesinde garantör olması, üç kantondaki komünlerin ayrı ayrı karar süreçleriyle komünlerin işleyişini şekillendiriyor oluşunun önemini, yaşadığımız çağda kimse inkar edemez. Hele mevzubahis kişi bir anarşistse, bu işleyişin, farklı coğrafyalarda benzer örnekleri çoğaltmak adına umut verici bir deneyim olduğunu nasıl inkar edebilir?

Anlamamakta ısrar eden yoldaşlar için tekrar edelim. Bu işleyişin anarşist bir işleyiş olduğunu iddia etme çabası değildir bu. Ancak Rojava’daki işleyişin anarşizan karakteri, toplumsal devrim için mücadele eden anarşistleri mutlu edecektir. Bu mutluluk yazıda eleştirilen romantiklikten uzak, politik hedeflerimizin, stratejilerimizin böyle bir sistemde, böyle bir çağda yaşayabilir olduğunu anlamakla ilintilidir.

Devletsiz toplum pratiklerinin, toplumsal devrim mücadelesi veren anarşistler için olumsuz olduğunu kimse iddia edemez. Farklı coğrafyalarda yaşanan benzeri pratikler, kendi özgün koşullarında gelişebilir. Bu özgün mücadelelerin anarşist ilkelerle uyumlu olmadığını söyleyip önemini azaltmak, teorik kibire dayanan ve pratikten yoksun bir anarşizmin anlayışını sergilemektir. Anarşist hareketlerin farklı coğrafyalarda statik konumlarından kurtulamamalarına da yol açan bu düşünce tarzı, anarşizmi entelektüel bir çabaya indirgeyen bir düşünce tarzıdır.
Yazıda dikkat çekilmesi gereken durumlardan biri de referansların gerçekliği ile ilgili. İsminde Kürdistan ve anarşist kelimeleri geçtiği için online bir grubun ifadelerinin referans olarak alınması ilginçbir durumdur. Mesele buradaki yoldaşların yorumlarının yanlış ya da doğruluğu değildir. Kurdistan coğrafyasında politik faaliyet göstermeyen, buna rağmen Kürt Özgürlük Hareketi’ni teorik düzeyde ama pratik işleyişini eleştiren bir grubun hangi politik gerçeklik üzerinden bu yorumları yaptığı sorunludur.

Kürdistan’daki kadın hareketinin, özgürlük mücadelesiyle ilişkisi bir bütünken, kadın mücadelesinin bu bütünden bağımsız hatta tamamen karşıt olduğunu yansıtan yorumlar bilgiye ilişkin bir çarpıtma barındırıyor. Hareketi erkek egemen diye eleştirirken, bir yandan mücadelenin içerisindeki kadının hareketini önemseyen vurgu bir mantık hatasıdır. Dahası, Öcalan’ın tecavüzcü olduğu iddiasını, devletin karşı-propaganda yaptığı sitelerden alınan Öcalan alıntılarıyla ispatlamaya çalışmak aynı mantık hatasının devamıdır. Referanslara ilişkin bir başka örnek, “arapları uzaklaştırmak için kürtlerin savaş istemesi” ile ilgilidir. Konuşmaları bağlamlarından koparıp, istenilen bağlamı desteklemek için kullanılırsa istenilen her anlam çıkabilir. Atıf yapılan haberde mevzubahis olanın, Esad’ın asimilasyoncu emelleri doğrultusunda bölgenin demogafik yapısını değiştirmek üzere getirilen yerleşimciler olduğu açıktır. Aynı İsrailli yerleşimciler gibi.

Fazla kuşkucu olmak için neden arandığında nedenler yaratılabilir. Ancak bu nedenlerin gerçeklikle ilişkisini sorgulamak her noktada önem taşımaktadır. Kürt Özgürlük Hareketi’ni milliyetçi bir hareket gibi tanımlamaya çalışmak hatalıdır. Bu ve benzer tanımlamalar, hareketin dönüşümünü görmezden gelmeye; eski politik yapısını devam ettirdiğini iddia etmekle eştir. İşleyişin nasıl olduğuna ilişkin herhangi verisi olmayan, tek bilgi kaynağı hareket hakkındaki eleştirel yazılar olan bir bakış açısı son derece sorunludur. Çünkü bu eleştirilerin önemli bir kısmı devletçi zihniyet ve uzantıları tarafından dile getirilmektedir. Sağlıklı eleştiri politik pratiklerin gözlenmesi ve deneyimlenmesi ile yapılır. Coğrafyadan ve pratiklikten uzak her eleştiri oryantalizm tehlikesini içinde barındırır.

*******


Rojava’daki işleyişin ve hareketin anarşist olmadığından daha önce bahsetmiştik. Özellikle Mezopotamya coğrafyasında yüzyıllar boyu mücadele eden Kürt halkının özgürlük mücadelesinin bu tarihsellikten uzak ele alınıyor oluşu da bir başka eksikliktir. İdeolojik doğruluk adına gerçeklikten uzaklaşıp, bir halkın yüzyıllardır devam etmekte olan mücadelesini değersizleştirenler sadece devrimci sorumluluklarını yerine getirmemekle kalmayıp, kiminle aynı cepheye düştüğünü iyi görmelidir.

Sınıf perspektifini sığ bir şekilde algılayıp, toplumsal mücadeleleri salt ekonomik mücadelelerle anlamlandırmaya çalışmak ezilenlerin verdiği mücadeleler arasına hiyerarşi koymaktır. Ezilenleri sadece işçilere indirgeyip, geri kalan iktidar ilişkilerini yok sayan anarşist anlayış, anarşist hareketin tarihiyle çelişmektedir. Anarşizmin devrimci tarihi ezilenlerin ekonomik, siyasi ve sosyal mücadeleleriyle doludur. Hareketin farklı yüzyıllarda Avrupa’dan Uzakdoğu Asya’ya halkların özgürlük mücadelelerindeki etkisini görmezden gelmek, bu etkinin Güney Amerika’da sınıf mücadelelerini besleyen pratiğini değerlendirmelere katmamak, anarşist hareketin bütüncül yapısını yok saymak anlamına gelir.

İçinden geçtiğimiz süreç turnusol kağıdı niteliğindedir. Ezilenlerin varoluş mücadelesinin içinde yer almayı duygusallık olarak anlayan, teorik olarak uygun düşmediği için devletsiz bir topluma giden bir deneyimi acımasızca eleştirmeyi görev edinen bakış açısının dolaylı ya da doğrudan nereye denk düştüğü aşikardır.

Medyum değiliz; bir ay sonrasında ya da bir yıl sonrasında Rojava’da neler olacağını bilemeyiz. Yakın coğrafyada toplumsal mücadele veren devrimciler olarak sadece bize umut vermeyen ama mücadele verdiğimiz coğrafyalarda mücadelemizi besleyen bu toplumsal dönüşümün olumsuz ya da daha olumlu bir yola gireceğini bilemeyiz. Ancak bizler devrimci anarşistleriz. Bir kenarda oturup olanları izleyip, sadece yorum yapamayız; toplumsal mücadelelerin içerisinde yer alıp anarşist bir devrim için mücadele ederiz.

Yaşasın Rojava Devrimi
Yaşasın Kobanê Direnişi
Yaşasın Devrimci Anarşizm

Hüseyin Civan

author by Johnny - 1 of anarkismo editorial grouppublication date Tue Nov 04, 2014 19:51author address author phone Report this post to the editors

An english translation as been published on anarkismo. It has been hided because it needs some editing. This will be done ASAP.
Thanks for your understanding
greetings
johnny

 
This page can be viewed in
English Italiano Deutsch
Neste 8 de Março, levantamos mais uma vez a nossa voz e os nossos punhos pela vida das mulheres!
© 2005-2020 Anarkismo.net. Unless otherwise stated by the author, all content is free for non-commercial reuse, reprint, and rebroadcast, on the net and elsewhere. Opinions are those of the contributors and are not necessarily endorsed by Anarkismo.net. [ Disclaimer | Privacy ]